dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2025 Cumartesi

"Der Spiegel" dergisine göre 'Dünyanın En İyi 100 Kitabı'


Haber: Rûmet Med

Almanca yayınlanan "Der Spiegel" dergisinin edebiyat editörleri, "Dünyanın En İyi 100 Kitabı" (1925-2025) listesini hazırladı. Kitap listesi, edebiyatçı Eva Horn, eleştirmen Miryam Schellbach, yazar Michael Maar ve filozof Peter Sloterdijk tarafından seçildi û listede 1925-2025 yılları arasında yayınlanan 100 kitap yer alıyor. Dünyanın 39 ülkesinden eserlerin yer aldığı kitap listesi yayın yıllarına göre sıralandı.  

Avrupa'nın en büyük dergilerinden biri olan haftalık almanca dergi "Der Spiegel" 1947 yılından bu yana yayınlanıyor. 


"Dünyanın En İyi 100 Kitabı" (1925-2025): 

  1. Virginia Woolf: Ms. Dalloway (Büyük Britanya, 1925)
  2. André Gide: Les Faux-Monnayeurs (Fransa, 1925)
  3. Ernest Hemingway: The Sun Also Rises (ABD, 1926)
  4. Isaak Babel: Red Cavalry / Konarmiya (SSCB, 1926)
  5. Marcel Proust: Time Regained (Fransa, 1927)
  6. Nella Larsen: Passing (ABD, 1929)
  7. William Faulkner: Light in August (ABD, 1932)
  8. Louis-Ferdinand Céline: Journey to the End of the Night (Fransa, 1932)
  9. André Malraux: Man's Fate (Fransa, 1933)
  10. Bruno Schulz: The Street of Crocodiles (Polonya, 1934)
  11. F. Scott Fitzgerald: Tender Is the Night (ABD, 1934)
  12. Djuna Barnes: Nightwood (ABD, 1936)
  13. Halldór Laxness: Light of the World (İzlanda, 1937-40)
  14. Jean-Paul Sartre: Nausea (Fransa, 1938)
  15. Georges Simenon: The Man Who Watched Trains Go By (Belçika, 1938)
  16. James Joyce: Finnegans Wake (İrlanda, 1939)
  17. Albert Camus: The Stranger (Fransa, 1942)
  18. Jorge Luis Borges: Fictions (Arjantin, 1944)
  19. Ivo Andrić: The Bridge on the Drina (Yugoslavya, 1945)
  20. Primo Levi: If This Is a Man (İtalya, 1947)
  21. Nagib Machfus: Midaq Alley (Mısır, 1947)
  22. Raymond Queneau: Exercises in Style (Fransa, 1947)
  23. Anthony Powell: A Question of Upbringing (Büyük Britanya, 1951)
  24. Natalia Ginzburg: All Our Yesterdays (İtalya, 1952)
  25. Simone de Beauvoir: The Mandarins (Fransa, 1954)
  26. J.R.R. Tolkien: The Lord of the Rings (Büyük Britanya, 1954/55)
  27. Patricia Highsmith: The Talented Mr Ripley (ABD, 1955)
  28. Vladimir Nabokov: Lolita (ABD, 1955)
  29. James Baldwin: Giovanni's Room (ABD, 1956)
  30. Jack Kerouac: On the Road (ABD, 1957)
  31. Chinua Achebe: Things Fall Apart (Nijerya, 1958)
  32. Giuseppe Tomasi di Lampedusa: The Leopard (İtalya, 1958)
  33. Richard Yates: Revolutionary Road (ABD, 1961)
  34. Abe Kōbō: The Woman in the Dunes (Japonya, 1962)
  35. Doris Lessing: The Golden Notebook (Rodezya, 1962)
  36. Giorgio Bassani: The Garden of the Finzi-Continis (İtalya, 1962)
  37. John le Carré: Tinker Tailor Soldier Spy (Büyük Britanya, 1963)
  38. Sylvia Plath: The Bell Jar (ABD, 1963)
  39. Clarice Lispector: The Passion According to G.H. (Brezilya, 1964)
  40. Thomas Pynchon: The Crying of Lot 49 (ABD, 1966)
  41. Jean Rhys: The Wide Sargasso Sea (Dominika, 1966)
  42. Mihail Bulgakov: The Master and Margarita (SSCB, 1967)
  43. Tove Ditlevsen: The Copenhagen Trilogy (Danimarka, 1967-1971)
  44. Gabriel García Márquez: One Hundred Years of Solitude (Kolombiya, 1967)
  45. Imre Kertész: Fatelessness (Macaristan, 1975)
  46. Alexander Sinowjew: The Yawning Heights (SSCB, 1976)
  47. Italo Calvino: If on a Winter's Night a Traveller (İtalya, 1979)
  48. José Saramago: Raised From the Ground (Portekiz, 1980)
  49. Vassili Grossman: Life and Fate (SSCB, 1980)
  50. Pramoedya Ananta Toer: The Girl From the Coast (Endonezya, 1980)
  51. Umberto Eco: The Name of the Rose (İtalya, 1980)
  52. Salman Rushdie: Midnight's Children (Hindİstan, 1981)
  53. John Updike: Rabbit Is Rich (ABD, 1981)
  54. Octavio Paz: Sor Juana: Or, the Traps of Faith (Meksika, 1982)
  55. Fernando Pessoa: The Book of Disquiet (Portekiz, 1982)
  56. Isabel Allende: The House of the Spirits (Şili, 1982)
  57. Maryse Condé: Segu (Guadeloupe, 1984)
  58. Don DeLillo: White Noise (ABD, 1985)
  59. Toni Morrison: Beloved (ABD, 1987)
  60. Haruki Murakami: Norwegian Wood (Japonya, 1987)
  61. Nicholson Baker: The Mezzanine (ABD, 1988)
  62. António Lobo Antunes: The Return of the Caravels (Portekiz, 1988)
  63. Zülfü Livaneli: The Eunuch of Constantinople (Türkiye, 1996)
  64. Mircea Cărtărescu: Blinding (Romanya, 1996)
  65. Arundhati Roy: The God of Small Things (Hindistan, 1997)
  66. Anne Carson: Autobiography of Red  (Keneda, 1998)
  67. Per Olov Enquist: The Royal Physician's Visit (İsveç, 1999)
  68. John Maxwell Coetzee: Disgrace (Güney Kore, 1999)
  69. Philip Roth: The Human Stain (ABD, 2000)
  70. Jonathan Franzen: The Corrections (ABD, 2001)
  71. Mo Yan: Sandalwood Death (Çin, 2001)
  72. Amos Oz: A Tale of Love and Darkness (İsrail, 2002)
  73. Norman Manea: The Hooligan's Return (Romanya, 2003)
  74. J.K. Rowling: Harry Potter and the Order of the Phoenix (Büyük Britanya, 2003)
  75. Roberto Bolaño: 2666 (Şili, 2004)
  76. Kazuo Ishiguro: Never Let Me Go (Büyük Britanya, 2005)
  77. Péter Nádas: Parallel Stories (Macaristan, 2005)
  78. Joan Didion: The Year of Magical Thinking (ABD, 2005)
  79. Ngũgĩ wa Thiong’o: Wizard of the Crow (Kenya, 2006)
  80. Cormac McCarthy: The Road (ABD, 2006)
  81. Liu Cixin: The Three-Body Problem (Çin, 2008)
  82. Annie Ernaux: The Years (Fransa, 2008)
  83. Marie Ndiaye: Three Strong Women (Fransa, 2009)
  84. Karl Ove Knausgård: My Struggle: Book 1 (Norveç, 2009)
  85. Michel Houellebecq: The Map and the Territory (Fransa, 2010)
  86. Elena Ferrante: My Brilliant Friend (İtalya, 2011)
  87. Chimamanda Ngozi Adichie: Americanah (Nijerya, 2013)
  88. Kamel Daoud: The Meursault Investigation (Cezayir, 2013)
  89. Olga Tokarczuk: The Books of Jacob (Polonya, 2014)
  90. Mathias Énard: Compass (Fransa, 2015)
  91. Hanya Yanagihara: A Little Life (ABD, 2015)
  92. Adania Shibli: Minor Detail (İsrail/Filistin, 2017)
  93. Tsitsi Dangarembga: This Mournable Body (Zimbabve, 2018)
  94. Rachel Cusk: Kudos (Büyük Britanya, 2018)
  95. Sally Rooney: Normal People (İrlanda, 2018)
  96. Hervé Le Tellier: The Anomaly (L’Anomalie) (Fransa, 2020)
  97. Mohamed Mbougar Sarr: The Most Secret Memory of Men (Senegal, 2021)
  98. Han Kang: We Do Not Part (Güney Kore, 2021)
  99. Hernán Díaz: Trust (ABD, 2022)
  100. Ocean Vuong: The Emperor of Gladness (The Emperor of Gladness) (ABD, 2025)

Kaynak: https://www.listchallenges.com/der-spiegel-top-100-the-great-literary-canon 

30 Aralık 2024 Pazartesi

Hejmara yekem a e-kovara "FotoDîmen"ê hat weşandin | E-dergi "FotoDîmen"in ilk sayısı yayınlandı

E-kovara wêneyan "FotoDîmen" dest bi weşanê kir! - E-fotoğraf dergisi "FotoDîmen" yayına başladı!

Hejmara yekem a kovara "FotoDîmen"ê | "FotoDîmen" dergisi'nin ilk sayısı: 

www.fotodimen.wordpress.com

27 Haziran 2020 Cumartesi

Toplumsal bellek ve hafızanın gözünden gerçeğin umudunun sesi: Kaygı


“Geçmiş mutlaka geri döner...”

“Eğer algı kapıları temizlenseydi her şey insana, olduğu gibi görünürdü, sonsuz...” - William Blake

Toplumsal bellek ve hafıza disiplinleri, geçmişten bu yana ve günümüzde giderek daha fazla üzerine araştırmalar yapılan, bilimsel makaleler yazılan ve sinemadan psikolojiye, edebiyattan sanatın ve hayatın bir çok alanına değin yansımaları oluşan ve her geçen gün kendini daha çok hissetirip unutturmaya ve unutturulmaya karşı büyük bir karşı ses olarak tezahür eden bir noktada duruyor.

Toplumsal bellek ile hafıza; hayatın her alanı ile iç içedir, yan yanadır. İnsanın, doğanın bir bütün olarak hayatın ruhudur. Toplumların ve özelde bireylerin nasıl bir kültürel yapıdan nasıl bir sürece evrildiklerinin diyaklektik olarak ve bilimsel göstergesidir. Sis perdesini aralayıp hayattaki bütün can yakıcı meselelerin anahtarı ve aynı zamanda bir turnusol kağıdı gibidir.

Yeryüzünde geçmişten günümüze kadar yaşanan ve devam eden sancılı süreçlerin sonucunda ortaya çıkan acılardan taraf bakıp, acılara sebep olan karanlığın bataklığının aynı olduğunu hatırlatan bir atmosferde ve biçimde sesleniyor genç kadın yönetmen Ceylan Özgün Özçelik’in “Kaygı” (Inflame) filmi dolaysız kelimelerle. Dünyayı sarıp sarmalayan meselelerin can alıcı noktasından yakalayan yönetmen, zayıflayan empati ve vicdan duygusunu uyandırmaya ve unutturmaya karşı farkındalığa varmayı sağlamada hayatın gerçek yaşanmışlıklarından yola çıkıyor. Günlük yaşamının durdurak bilmeyen hızının ortasında unutturulmaya çalışılanların, toplumsal bellek yitimleri ve travmalar ile bireysel olan tüm bellek yitimlerinin nedenlerini sorguluyor ve aralarında nasıl bir ilişki olduğunu sinema dili ile anlatıyor.


Eski bir medya çalışanının gözünden her gün tekrarlan rüyaların da etkisi ile farkına varış, gerçeğe ulaşma ve gerçeği gösterme isteğini, psikolojik-gerilimli bir atmosfer kurarak hayatın içinden metaforlarla anlatan yönetmen, zamanın ruhsuz renksizliğine karşı günışığı dolu bir beyaz pencere açıyor. Uzun yıllar kendisi de medyanın bir çok alanında çalışmış olan Ceylan Özgün Özçelik 2017 yılında çektiği ilk uzun metrajlı filmi olan “Kaygı” da başyapıtlarını çeken bir yönetmenin ustalığı ile sesleniyor.

Anılardan silinmeye çalışılanlardan, arşivlerin birden kaybolduğu bir iklime, bir kuşak geçtikten sonra unutulmaya yüz tutan müziklerin sözleri ve baskısı yapılmayan kitaplardan, günümüzde durdurak bilmeyen bilgi akışının, eksik bilginin yanıltıcı olarak yeni medya araçlarının etkisi ile insan algısını nasıl şekillendirebileceğine ve duyarsızlaşma olgusunun boyutlarına değin bir çok durumu farklı bir açıdan anlatan yönetmen Özçelik, geçmişin ve özellikle yakın geçmişin belleğinin izlerinin kaybolup gitmesine izin vermiyor. Unutturma süreçlerinin günümüz teknolojik durumunun da etkisi ile nasıl bir hale büründüğünü metaforik ögelerle beyaz perdeye yansıtan yönetmen, gerçeğin sonsuza kadar bir sır olarak kalmayacağını kendine özgün bir dil ile konu ve atmosferde aktarıyor.

Kaygı filmi hayatın coğrafyasını saran endişe halinin dışa vurumu olarak unutturmaya çalışanlara karşı esen ters bir rüzgar gibi yol alıyor. Büyük şair ve tiyatro yazarı William Shakespeare’nin, “Cinayet yerin bütün toprağıyla örtülse yine kendini belli eder” ve “Cinayetin dili yok ama konuşacak” şeklinde ifade ettiği cümlelerin uyandırdığı gerçeği ve anlamı hayatın içinden yaşananlara, çağrışımlar ile ses ve görüntü efektleriyle yakın geçmişe ışık tutarak bakıyor. Gerçeğin, geçmişte yaşananların üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin bir gün açığa çıkacağını hatırlatıyor.

Kuşkusuz film üzerine bir çok şey söylenebilir ve yazılabilir. Üzerinden yüzyıllar geçmiş bir şiirin sözcükleri ya da bir müziğin ezgileri gibi güncelliğini her zaman koruyacak olan “Kaygı” filmi, dünya prömiyerini Uluslararası Berlin Film Festivali Panorama Special seçkisi bölümünde yaparak South by Southwest (SXSW) Film Festivali’nden “Luna Gamechanger” ödülünü kazanıp bir çok Uluslararası Film Festivali programı kapsamında gösterildi ve haftalarca vizyonda sinema seyircisi ile buluştu.

Rûmet Onur Kaya

(04.11.2017 - 26.02.2020 (düzenleme)

*Bu yazı 07.03.2020 tarihinde Buğday Tanesi Blog'da yayınlanmıştır.